19 Eylül 2009 Cumartesi

bayram mesajı

herkesin şeker bayramını kutlar nice güzel huzur bayramlar dilerim

12 Eylül 2009 Cumartesi

alış-veriş

Bir çok kadının aksine alış verişten neferet ederim(pek fazla sevmem).Her seferinde ilk girdiğim dükkandan,tam da aradığım şeyi bir kerede bulup çıkmak isterim ama,o körolasıca talihim,hemen her konuda olduğum gibi,bu konudada bana hiç yardım etmez.Çoğu kez sıkılır,bunalır,terler,birazda tezgahtar kızaçok ayıp oldu,diyerektezgahın üzerinde oluşturduğum yığından en makul olanın almaya çalışırım.Bluz,gömlek neysede elbise etek pantolan alışverişi iyice canımı sıkar.Soyun giyini vardır;perdenin yada ahşap bir bölmenin arkasına geçmen,perdeyi çekmen yada kapatman gerekir.O havasız daracık yerde terleye terleye soyunup giyinmeye çalışırsın;kolyen bluzunun yakasına takılır; küpen düşer,üstünden çıkanları amacının tersine hiçte kullanışlı olmayan kimi çıkıntılara asmaya çalışırsın.Tezgahtar kıza en ufak bile bir kuşku duymadan,gerine gerine söylediğin beden numarasındaki şeyin içine sığmadığını dehşetle fark eder,epeydir görmezden gelmeye çalıştığın kilolorla,kıstırıldığın bu delikte kaçınılmaz bir biçimde yüzleşirsin.Üstelik kendine bir hoşluk yapamak için geldiğin böyle bir yerde,böyle bir vesileyle bu acı gerçeği kabullenmek zorunda kalmak ağır gelir.Üzerine olamyan bedenleri "bu biraz dar geldi galiba" gibi aptalca cümlelerle dışarıya uzatırken,kendini küçük düşmüş hissedersin.Bütün bunların yanında sen,başka bir tezgahtarın müşterisiyle senin soyunma kabinin boşaltmanı manalı ve ısrarlı gözlerle bekledıiklerini görürsün.
Bütün bunların sonunda yanlızca tek duygu kalır içinde:Bir an önce buradan kaçmak,en uzaklara kaçmak,seni kimsenin bulamayacağı yerlere kaçmak:))Alış veriş benim için böyle bir kabustur işte!

31 Ağustos 2009 Pazartesi

GÜZEL BİR GÜN

Geçen yazdıklarıma dair bütün kaygılarımı rafa kaldırdım bugün.Sabah uyanıp uzun(bana göre hala pek uzun değil ama)bir tatilin ardından yeniden okuluma gittim.Arkadaşlarımı o o kadar çok özlemişim ki anlatamam.Hepsi bir birinden güzel insanlar bir çoğuyla tenefüs aralarında pek konuşamasakta yinede çok güzel insanlar olduklarını hissede biliyorum.Bu arada içimi en çok rahatlatan şeyde minik aşkın hiç sorun çıkarmamasıydı beni uğurlarken bakan teyzesini görünce hemen kucağına atladı ve öpücük yağmuruna tuttu onu daha sonrada beni uğurlarken dudaklarını uzatıp kocaman bir öpücük kondurdu dudağıma sanırım o da alıştı benim bu tempoma.Yarın yeniden bir hafta boyunca okula gideceğim ama içimde çok güzel bir heyecan var bu sefer sanırım arkadaşlarımla güzel şeyler paylaşacak olmanın heyecanı:))

30 Ağustos 2009 Pazar

30 AĞUSTOS



Herkesin 30 ağustos zafer bayramı kutlu olsun

29 Ağustos 2009 Cumartesi

öylesine

Bu aralar kendi kendime takılıyorum denile bilir.Bu haftayı pammukumun tavsiyesi üzerine uçutma avcısı adlı romanı okuyarak geçirdim.Gerçekten çok güzel ve sürükleyici bir kitap herkese tavsiye edebilirim bu arada pazartesi ufaktan ufaktan okul başlıyor hem içimde garip bir sevinç hemde oğlumla artık biraz daha az ilgilenecek olmanın burukluğu var içimde derler ki ohh ne güzel öğretmenlere 3 ay tatil ama görüyorsunuz ancak topu topu 1,5 ay evde olabildim o kadar.Bu arada haftalardır bloguma 1 yorum dahi gönderilmemiş ben bunu kendi beceriksizliğime bağlıyorum artık.Bu işide beceremedik sanırım ama umrumda değil ben bloğa yazı yazarken kendi içimi rahatlatıyorum buda bana yetiyor.İşin komiği ne biliyormusunuz hem bloğumu okuyan eden yok hemde utanmadan bir blog daha açıyorum üstelik bir izleyicisi olan (o da laf aramız da kardeşim).Neyse bu aralar sadece işin piri olan blogları okuyarak geçiriyorum zamanımı bende

23 Ağustos 2009 Pazar


Bu hafta zamanımın büyük çoğunluğunu kitap okuyarak geçirdim küçük aşk uyur uyumaz, bebeğim pammuktan çarptığım İrfan ORGA nın Bir Türk Ailesi adlı sıcak hem güldüren hemde içinde çok büyük hüzünlerin olduğu kitabı soluksuz okudum herkese de tavsiye ederim okumaya değer bir kitap...

17 Ağustos 2009 Pazartesi

süt annee

ben çok güldüm kuzenimden gelen bu mesaja umarım sizi de güldürür




Genç bir kadın, aylardır şantiyede olan kocasına
aşağıdaki satırları yazar:
'Sevgilim,
Biliyorsun, sen şantiyedeyken nur topu gibi bir bebeğimiz
oldu. Sütüm yetmediği için, yavrumuzu besleyebilmek
amacıyla bir sütanne tuttum.
Yalnız, bu sütannenin zenci olmasından dolayı
çocuğumuz, emdiği sütün etkisiyle zaman içinde
zenciye dönüştü. Haberin olsun dedim.
Bu konuda benim bir suçum olduğunu düşünmezsin
umarım.

Öptüm,
Biricik eşin'

Kadının kocası da bunun üzerine annesine bir mektup
yazar:

'Sevgili anneciğim,
Karım bana gönderdiği son mektupta, sütü yetersiz
olduğu için bir sütanne tuıtmak zorunda kaldığını,
o sütannenin zenci olduğunu ve bu yüzden bebeğimizin
renginin de zamanla koyulaştığını yazıyor. Bundan
eşimi sorumlu tutamayız, tabii ki .
Selam ve sevgilerimle'

Annesi ise oğluna şöyle bir cevap yazar:

'Sevgili oğlum,
Aslına bakarsan, sen doğduğunda benim sütüm de
yetersiz kalmıştı.
Ama biz fakir olduğumuzdan dolayı, sütanne tutamayıp
onun yerine seni inek sütüyle beslemek zorunda
kalmıştık. Bu durumda takdir edersin ki, senin safkan
bir öküz olmanın ve şuan alnında beliren boynuzların
sorumlusu ben değilim.
Seni seven annen' :)))